Kırık Dolgu: Dolgunuz Kırıldıysa Ne Yapmalısınız?
DİŞLERDE KIRIK DOLGU
Diş dolgusu yaptıran birçok kişi, dolgunun yıllarca aynı şekilde kullanılacağını düşünür. Oysa dolgu da tıpkı dişin kendisi gibi zaman içerisinde aşınabilir, çatlayabilir veya kırılabilir. Bazen yemek yerken ağzınıza küçük bir parça geldiğini fark edersiniz. Bazen de dilinizi dişinizin üzerinde gezdirdiğinizde eskisinden farklı, keskin bir yüzey olduğunu hissedersiniz. Hatta bazı durumlarda dolgunun bir kısmı tamamen düşer ve geride boşluk kalır.
Böyle bir durumda ilk akla gelen soru genellikle aynıdır: Dolgunuz kırıldı ise beklemeli misiniz? Eğer kırılan dolgu ağrı yapmıyorsa birçok kişi diş hekimine gitmeyi birkaç hafta, hatta birkaç ay erteleyebiliyor. Çünkü günlük hayatta bir sorun yaşanmıyorsa dişin de iyi durumda olduğu düşünülüyor. Ancak dişlerde kırık dolgu söz konusu olduğunda ağrının olmaması her zaman problemin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Dolgunun neden kırıldığı, dişin ne kadarının zarar gördüğü ve dolgunun altında nasıl bir durum olduğu ancak muayene ve röntgen ile anlaşılabilir.
Üstelik kırık dolgu her zaman yalnızca dolgunun kendisiyle sınırlı kalmayabilir. Dolgunun çevresindeki diş dokusu da zaman içerisinde zarar görebilir. Dolgu ile diş arasında boşluk oluşmuşsa bu bölgeye yiyecek artıkları daha kolay dolabilir. Temizlenmesi zorlaşan bu alanlarda plak birikimi artabilir ve yeni bir çürük gelişebilir. Bazı durumlarda ise dolgu kırılmadan önce bile altında ilerleyen bir çürük bulunabilir. Yani dolgunun kırılması, aslında daha önceden başlayan bir problemin fark edilmesini de sağlayabilir.
Dolgu neden kırılır diye düşündüğümüzde tek bir sebep söylemek mümkün değildir. Dişin yapısı, dolgunun büyüklüğü, dolgunun bulunduğu bölge, çiğneme sırasında dişe gelen kuvvet ve kişinin ağız alışkanlıkları bu konuda etkili olabilir. Özellikle arka dişlerdeki dolgular gün boyunca ciddi bir çiğneme yüküne maruz kalır. Sert bir yiyeceği ısırdığınızda veya farkında olmadan dişlerinizi sıktığınızda bu kuvvet daha da artabilir.
Örneğin büyük bir dolgu yapılmış bir azı dişini düşünelim. Çürük nedeniyle dişin önemli bir bölümü kaybedilmiş ve kalan boşluk dolgu ile tamamlanmış olsun. Burada aslında dolgu kadar, geride kalan doğal diş dokusu da önemlidir. Dişin duvarları incelmişse zaman içerisinde gelen kuvvetler bu duvarlardan birinin çatlamasına veya kırılmasına yol açabilir. Hasta bunu çoğu zaman “Dolgu kırıldı” şeklinde fark eder. Fakat muayenede yalnızca dolgunun değil, dişin bir bölümünün de kırıldığı görülebilir.
Diş sıkma ve gıcırdatma alışkanlığı da göz ardı edilmemesi gereken nedenlerden biridir. Özellikle gece dişlerini sıkan kişiler çoğu zaman bunun farkında değildir. Sabah uyandığında çene kaslarında yorgunluk, dişlerde hassasiyet veya baş ağrısı olabilir. Bazı kişilerde ise ilk fark edilen şey sürekli kırılan dolgular olur. Aynı bölgede yapılan dolguların tekrar tekrar kırılması, dişlere normalden fazla kuvvet gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini düşündürebilir.
Dolgunun zaman içerisinde eskimesi de oldukça normaldir. Ağız içerisinde sürekli çiğneme, sıcak ve soğuk değişimleri, asitli yiyecek ve içecekler gibi birçok etken vardır. Dolgunun kenarları zamanla aşınabilir. Dolgunun dişle olan uyumu bozulduğunda ise arada küçük boşluklar oluşabilir. Bu boşluklar başlangıçta fark edilmeyebilir. Fakat ilerleyen dönemde hem dolgunun dayanıklılığı azalabilir hem de dişin o bölgesinde yeni bir problem ortaya çıkabilir.
Peki dolgunuz kırıldı ise beklemeli misiniz? Burada en doğru yaklaşım, beklememektir. Kırık dolgunun acil olup olmadığı, kırığın büyüklüğüne ve eşlik eden belirtilere göre değişebilir. Küçük bir parça kopmuş ve herhangi bir ağrı yoksa aynı gün acil bir müdahale gerekmeyebilir. Fakat yine de uygun olan ilk zamanda diş hekimine görünmek gerekir.
Çünkü diş hekimi yalnızca kırılan dolguya bakmaz. Dişin geri kalan kısmını da kontrol eder. Gerekli görülürse röntgen çekilerek dolgunun altında veya dişin köküne yakın bölgelerde herhangi bir problem olup olmadığı değerlendirilir. Böylece sorun büyümeden ne yapılması gerektiğine karar verilebilir.
Kırık dolgu hangi risklere yol açar sorusunun cevabı da tam olarak burada ortaya çıkıyor. İlk olarak hassasiyet görülebilir. Dolgu kırıldığında dişin daha önce kapatılmış bir bölümü ağız ortamına açılabilir. Bu durumda soğuk su içerken, sıcak çay veya kahve tüketirken ya da tatlı bir şey yerken dişte kısa süreli bir sızlama hissedebilirsiniz.
Bazı kişilerde ise hassasiyetten çok çiğneme sırasında ağrı olur. Özellikle sert bir yiyeceği kırık dişle çiğnerken ortaya çıkan ağrı dikkate alınmalıdır. Çünkü böyle bir ağrı yalnızca dolgunun kırıldığını değil, dişin kendisinde bir çatlak veya başka bir yapısal problem olabileceğini de düşündürebilir.
Kırık dolgunun bir başka sorunu, dişin temizlenmesini zorlaştırmasıdır. Normalde pürüzsüz olan dolgu yüzeyinde kırık sonrasında küçük çıkıntılar veya boşluklar oluşabilir. Dilinizle bunu hemen fark edebilirsiniz. Diş fırçası ve diş ipiyle bölgeyi temizlemek de zorlaşabilir. Böyle bir ortamda yiyecek artıkları daha kolay birikir.
Bu noktada “Kırık dolgu çürüğe neden olur mu?” sorusu sıkça soruluyor. Aslında dolgunun kendisi çürük oluşturmaz. Ancak kırılmış bir dolgu, dişin çevresinde plak ve yiyecek birikmesini kolaylaştırabilir. Eğer ağız temizliği de yeterli değilse bu durum yeni çürük oluşması açısından uygun bir ortam yaratabilir.
Bir başka ihtimal de dolgunun zaten altında veya kenarında başlayan bir çürük bulunmasıdır. Özellikle eski dolguların çevresinde zaman içerisinde yeni çürükler oluşabilir. Bazen bu çürük ilerleyerek dolgunun diş üzerindeki tutuculuğunu azaltır ve dolgu sonunda kırılır veya yerinden çıkar. Dolayısıyla dolgunun kırılması ile çürük arasında doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kurmak yerine, ikisinin birbiriyle ilişkili olabileceğini söylemek daha doğru olur.
Kırık dolgu ağrı yapar mı? Evet, yapabilir. Fakat her kırık dolgunun ağrılı olması beklenmez. Bu konuda hastaların en çok yanıldığı noktalardan biri de budur. “Ağrım yok, demek ki sorun yok” düşüncesiyle diş hekimi randevusunu ertelemek doğru olmayabilir.
Kırığın yüzeysel olması halinde yalnızca dilinizle fark ettiğiniz bir pürüz olabilir. Dişin daha derin kısmı etkilenmişse soğuk ve sıcak hassasiyeti görülebilir. Eğer çürük veya kırık dişin iç kısmındaki sinir dokusuna kadar ilerlemişse ağrı çok daha belirgin hale gelebilir. Özellikle kendiliğinden başlayan, gece ortaya çıkan veya uzun süre devam eden ağrılar daha dikkatli değerlendirilmelidir.
Bazen ağrı birkaç gün sonra kendiliğinden azalabilir. Bu da hastaya sorunun düzeldiği izlenimini verebilir. Oysa ağrının azalması her zaman dişin iyileştiği anlamına gelmez. Özellikle dişin iç dokusunda ciddi bir problem varsa belirtiler bir süre hafifleyebilir ve daha sonra yeniden ortaya çıkabilir. Bu nedenle ağrının geçmesini tek başına tedavi olarak görmek doğru değildir.
Peki aynı dolgu tamir edilebilir mi? Bazı durumlarda evet. Her kırık dolgunun tamamen sökülüp yeniden yapılması gerekmez. Eğer dolgunun büyük kısmı sağlam durumdaysa, kırık sınırlı bir bölgede bulunuyorsa ve altında yeni bir çürük yoksa dolgunun onarılması mümkün olabilir.
Ancak bunun kararını yalnızca kırılan parçanın büyüklüğüne bakarak vermek mümkün değildir. Dişin kendisinin ne durumda olduğu da önemlidir. Örneğin dolgunun küçük bir parçası kırılmış gibi görünmesine rağmen altında geniş bir çürük varsa yalnızca kırılan bölgeyi tamamlamak yeterli olmayabilir. Eski dolgunun tamamen çıkarılması ve yeni bir restorasyon yapılması gerekebilir.
Bazı dişlerde ise dolgu yapılabilecek kadar sağlam diş dokusu kalmamış olabilir. Özellikle çok büyük dolguların bulunduğu ve diş duvarlarının inceldiği durumlarda daha güçlü bir restorasyon tercih edilebilir. Burada amaç yalnızca kırılan bölgeyi kapatmak değil, dişin kalan kısmını da mümkün olduğunca korumaktır.
Kırık dolguyla ilgili en çok merak edilen konulardan biri de kanal tedavisidir. “Kanal tedavisi gerekebilir mi?” sorusunun cevabı, kırığın dişin iç kısmını etkileyip etkilemediğine bağlıdır. Her kırık dolgu kanal tedavisi gerektirmez. Hatta birçok kırık dolgu yalnızca restorasyonun yenilenmesi veya onarılması ile tedavi edilebilir.
Ancak dolgunun altında derin bir çürük varsa veya kırık dişin sinir dokusuna kadar ilerlemişse durum değişebilir. Dişin içinde bulunan pulpa dokusu, yani halk arasında sinir olarak ifade edilen bölüm, derin çürüklerden ve travmalardan etkilenebilir. Bu dokuda geri dönüşü olmayan bir iltihap veya enfeksiyon oluşmuşsa kanal tedavisi gerekebilir.
Kanal tedavisi gerekip gerekmediği yalnızca ağrının şiddetine bakılarak belirlenmez. Diş hekiminin muayenesi, dişin verdiği tepkiler ve gerekli durumlarda röntgen görüntüleri birlikte değerlendirilir. Bu nedenle kırık dolgu gördüğünüzde doğrudan “Kesin kanal tedavisi olacağım” diye düşünmek de doğru değildir.
Özellikle daha önce büyük bir çürük nedeniyle tedavi edilmiş dişlerde bu konu biraz daha önem kazanır. Çünkü dişin doğal yapısı azaldıkça kırılmaya karşı dayanıklılığı da değişebilir. Böyle bir dişte dolgunun yeniden kırılması, dişin kalan dokusunun durumunun tekrar değerlendirilmesi için bir fırsat olarak görülmelidir.
Diş hekimine hemen gidemiyorsanız geçici bir çözüm var mı diye merak edebilirsiniz. Burada yapılabileceklerin amacı tedavi etmek değil, dişi randevuya kadar korumaktır. Öncelikle kırık dişle sert yiyecekleri çiğnememek iyi olacaktır. Özellikle sert gıdalar ve kuruyemişler veya çok yapışkan yiyecekler kırık bölgeye ekstra kuvvet uygulayabilir.
Dişin çevresini temiz tutmak da önemlidir. Ancak kırık bölgeyi temizlemeye çalışırken aşırı kuvvet uygulamamak gerekir. Kırık dolgunun bulunduğu bölgeye evde yapıştırıcı sürmek, dolgu parçasını tekrar yapıştırmaya çalışmak veya farklı malzemelerle boşluğu doldurmak doğru değildir. Bu tür müdahaleler dişe zarar verebilir ve yapılacak profesyonel tedaviyi zorlaştırabilir.
Diş hekimi gerekli gördüğünde kalıcı tedaviye kadar geçici bir dolgu veya koruyucu restorasyon uygulayabilir. Böylece dişin hassasiyeti azaltılabilir ve diş, asıl tedavi yapılana kadar daha iyi korunabilir. Ancak geçici uygulamaların da belirli bir kullanım süresi vardır. Sorun tamamen çözülmüş gibi düşünülmemelidir.
Ne zaman diş hekimine gidilmeli sorusuna gelince, dolgunun kırıldığını fark ettiğinizde mümkün olan ilk uygun zamanda randevu almak en doğru davranıştır. Ağrı yoksa bile bu kontrolü aylarca ertelememek gerekir. Çünkü diş problemlerinin bir kısmı başlangıçta herhangi bir belirti vermeyebilir.
Eğer kırık dolgu ile birlikte şiddetli ağrı başladıysa, yüz veya diş etinde şişlik varsa, diş sıcak ve soğuğa karşı dayanılmaz şekilde hassas hale geldiyse veya çiğnemek neredeyse mümkün değilse daha hızlı hareket etmek gerekir. Ağız içerisinde akıntı, kötü tat veya ateş gibi belirtiler de enfeksiyon ihtimalinin değerlendirilmesini gerektirir.
Dişin kendisinin de kırıldığından şüpheleniyorsanız yine beklememek gerekir. Özellikle büyük dolguların bulunduğu dişlerde bazen dolgu ile birlikte dişin bir parçası da kırılabilir. Bu durumda yalnızca yeni bir dolgu yapılması yeterli olmayabilir. Dişin ne kadarının sağlam kaldığına göre farklı bir tedavi planlanabilir.
Bazı kişiler kırılan dolgu parçasını saklayıp diş hekimine götürmenin gerekli olup olmadığını sorar. Parçayı yanınıza almanız zararlı değildir, ancak diş hekiminin onu yeniden yerine yapıştırması çoğu durumda beklenen bir yaklaşım değildir. Asıl önemli olan dişin ve kırığın değerlendirilmesidir.
Dişlerde kırık dolgu bazen oldukça basit bir problem olabilir. Küçük bir parça kırılmıştır ve dolgu kısa bir işlemle onarılabilir. Fakat bazen görünenin arkasında daha büyük bir sorun vardır. Dişin altında çürük olabilir, diş duvarlarından biri çatlamış olabilir veya pulpa dokusu etkilenmiş olabilir. Bu yüzden kırık dolguya bakıp tedavinin ne olacağını önceden kesin olarak söylemek mümkün değildir.
Dolgunun kırılmasını tamamen önlemek de her zaman mümkün değildir. Yine de bazı alışkanlıklar bu riski azaltabilir. Dişlerin düzenli olarak fırçalanması ve diş aralarının temizlenmesi, dolgunun çevresinde çürük oluşma ihtimalini azaltmaya yardımcı olur. Şekerli yiyecek ve içecekleri gün içerisinde sürekli tüketmemek de önemlidir.
Düzenli diş hekimi kontrolleri de burada önemli bir yere sahiptir. Eski dolguların kenarlarında oluşan küçük problemler, hasta herhangi bir şikâyet yaşamadan önce fark edilebilir. Dolgunun aşındığı, kenarının açıldığı veya altında yeni bir çürük başladığı erken dönemde tespit edilirse tedavi seçenekleri genellikle daha sınırlı ve kontrollü olur.
Diş sıkma veya gıcırdatma alışkanlığınız varsa bunu diş hekiminizle paylaşmanız da faydalı olacaktır. Çünkü aynı dolguların tekrar tekrar kırılması yalnızca dolgunun kalitesiyle ilgili olmayabilir. Dişlere sürekli olarak normalden fazla kuvvet geliyor olabilir. Böyle bir durumda yalnızca kırılan dolguyu değiştirmek, problemin temel nedenini ortadan kaldırmayabilir.
Kırık dolgu hangi risklere yol açar sorusuna baktığımızda hassasiyet, yeni çürük, diş dokusunda kırılma, çiğneme sırasında ağrı ve bazı durumlarda pulpa problemleri karşımıza çıkabilir. Sorun ilerlediğinde daha kapsamlı bir tedavi gerekebilir. Fakat bu, her kırık dolgunun ciddi bir probleme dönüşeceği anlamına gelmez. Önemli olan, problemin erken dönemde değerlendirilmesidir.
Kısacası kırık dolguyu görmezden gelmek yerine diş hekiminize göstermek en sağlıklı yaklaşımdır. Belki yalnızca küçük bir onarım yapılacak ve konu kısa sürede çözülecek. Belki de dişin daha kapsamlı bir tedaviye ihtiyacı olduğu fark edilecek. Bunu belirleyen şey kırılan dolgunun kendisi değil, dolgunun altında ve çevresinde bulunan dişin gerçek durumudur.
Diş sağlığında çoğu zaman erken fark edilen küçük bir problem, ilerlemiş bir probleme göre çok daha kolay yönetilir. Bu nedenle dolgunuz kırıldıysa ağrı başlamasını beklememek, dişi mümkün olduğunca zorlamamak ve uygun zamanda diş hekimine başvurmak en doğru adımdır.
Sonuç olarak dolgunun kırılması, “Biraz bekleyeyim, ağrı olursa giderim” denilecek bir durum olarak görülmemelidir. Dolgunuz kırıldı ise beklemeli misiniz sorusuna verilecek en doğru cevap, beklememeniz gerektiğidir. Ağrı olmasa bile dişin kontrol edilmesi, kırığın nedeninin anlaşılması açısından önemlidir.
EN
DE
